BALIKESIR TARIHI

Verimli topraklar, uygun iklim, Marmara ve Ege denizlerine kıyısı olması gibi özellikleriyle batı Anadolu bölgesi, tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Yapılan yüzey araştırmaları neticesinde Balıkesir yöresinin tarih öncesi dönemde, özellikle Kalkolitik çağın sonlarında Balkanlar’dan gelen göçmenlerin yerleşimine sahne olduğu anlaşılmaktadır. [1]



Tunç Çağında ise bölgenin Troia kültürünün etki alanı içinde bulunduğu bilinmektedir.[2] Bu döneme ait en önemli tarih öncesi buluntu yerleri Balıkesir çevresindeki Yortan ve Ovabayındır mezarlıklarıdır.[3]

 

Kentin bilinen ilk sakinleri “Mizi" ya da “Misi" ismiyle anılan Misyalılardır. Bölgeye isimlerini veren Misyalılar, Frigler’le aynı kökten olup beyaz ırkın önemli bir kısmını teşkil eden Aryan kısmının Pelaj şubesine mensupturlar. Pelajlar’ın tarımda oldukça ileri oldukları bilinmektedir.[4] Bağımsız bir devlet kuramayan Misyalılar, süreç içerisinde sırasıyla Hitit, Frig, Pers, Büyük İskender ve Bergama Krallığı egemenliği altında yaşamışlardır.

 

Bölge Hitit İmparatorluğu döneminde ise Assua olarak adlandırılmıştır. Büyük olasılıkla M.Ö. 1200 yıllarında ortaya çıkan ve Troia’nın yıkılması ile başlayan deniz kavimleri göçüyle bölgeye Thrak boyları yerleşmiştir.[5] Demir çağı olarak bilinen bu dönemin ortalarında egemenlik Lidya Devleti’nin elinde bulunmaktaydı. Aynı dönem içinde ise kıyı bölgeler Grekler tarafından kolonize edilmişti.[6] M.Ö. IV. yüzyıldan itibaren bölge Pers istilasına uğramıştır. Bu dönemde Misyalılar sık sık ağır vergiler nedeniyle isyan etmişlerdir. Pers hükümdarı III. Darius tarafından Pergamon ( Bergama) Satraplığına bağlanan bölge, M.Ö. 334 yılından sonra ise Büyük İskender’in yani Makedonya Krallığı’nın egemenliği altına girmiştir.

 

Bu dönemde Balıkesir ili ve çevresi “Mysia" olarak anılmaya başlanmıştır.[7] Balıkesir, Anadolu’nun “Küçük Asya"  tabir edilen batı bölgesinin, Misya olarak adlandırılan bu kısmında yer almaktadır. Başlıca yerleşim yerleri ise, Sizik (Belkız), Lampeseak (Lâpseki), Pekot (Pergos), Miyopolis (Mihaliç), Artema (Gönen), Jaleya ( Sarıköy), Artas (Erdek) ve Panarmos (Bandırma) dur.

 

Büyük İskender’in ölümü üzerine Bergama Krallığı egemenliği altında kalan bölge daha sonra Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’daki ilk eyaleti olan Asia Minör’e (Küçük Asya) bağlanmıştır. Balıkesir bu dönemde kent kimliği kazanmıştır. İmparator Hadrianus’un    (M.Ö. 117–138) Apias Pediun’da (Balıkesir ovası) geçirdiği başarılı bir ayı avı sonrası, bu av anısına bir kent kurulmasını emretmiştir. Kurulan kente, İmparatorun ismine atfen Hdrianoutheria (Balıkesir) adı konmuştur.[8] Kent kuruluşu sonrası kısa sürede sikke darbı gerçekleştirilmiştir.[9]

 

M.S. 395’de Roma imparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla kentin idaresi Doğu Roma yani Bizans’a geçmiş olup, bu dönemde kent piskoposluk merkezi haline gelmiştir.

 

Fethedilmesi H.z. Muhammed (s.a.v) tarafından müjdelenen başkent Konstantiniye’yi (İstanbul) almak için yola çıkan Halife Muaviye döneminde bölge ilk kez İslamiyet ile tanışmış; M.S 670–678 arası Arap yönetiminde kaldıysa da Bizans, şehri yeniden kontrolü altına almıştır.

 

1071 Malazgirt Savaşı ile birlikte Büyük Selçuklu Devleti tarafından Anadolu kapıları ilk kez Türkler’e açılmıştır. Hükümdar Melikşah,  Kutalmış oğlu Süleyman Bey’e Anadolu Sultanı unvanını vermiştir (1077).  İznik’i kendisine merkez seçen Süleyman Bey döneminde Sizik ve Aydıncık’a kadar ilerlenmişse de 1099’da Haçlı seferi sonucunda Selçuklular batı Anadolu’dan çekilmek zorunda kalmışlardır. Bizans, tekrar bölgeye egemen olmuş, buradaki Türker’e karşı toplu kıyım harekâtına başlamıştır.

 

Arkası kesilmeyen Türkmen akınları ve özellikle 1243 Kösedağ savaşı sonrasında oluşan Moğol baskısıyla Batı Anadolu, tekrar Türk egemenliğine girmiş; Selçuklu Devleti ise zayıflayarak otoritesini yitirmeye başlamıştır. Bu esnada Balıkesir ve çevresine beraberindeki büyük bir Türkmen grubu ile gelen Karesi (Kara İsa) Bey bağımsızlığını ilan ederek Karesi Beyliği’ni kurmuştur(1296). Karesi Bey, Anadolu Selçuklu Devleti’nin nüfuzlu komutanlarından olup, bölge bu tarihten sonra onun ismiyle anılmaya başlanmıştır.[10]

 

Karesi Bey döneminde yapılanlar bununla da sınırlı kalmamıştır.  Dobruca’da bulunan Sarı Saltuk’un ölümü üzerine baskılara dayanamayan büyük bir Türkmen grup, Ece Halil Bey önderliğinde kente gelip iskânları sağlanmak suretiyle, Türk egemenliği sağlamlaştırılmıştır.[11] Ayrıca güçlü bir donanma hazırlanarak zaman zaman diğer beyliklerle birlikte Rumeli’ye seferler düzenlenmiştir.[12]

 

Karesi Bey’in vefatından sonra beyliğin başına Aclan Bey geçmiştir. Bu dönemde Karesi Beyliği’nin deniz kuvveti, Osmanlı Beyliği donanmasından daha güçlü durumdaydı. Aclan Bey zamanında Osmanlı Beyliği ile iyi ilişkiler kurulmuştur. Hatta oğul Dursun Bey, eğitim için Bursa’ya Orhan Gazi’nin yanına gönderilmiştir.[13] Aclan Bey’den sonra beyliğin başına en büyük oğlu Demirhan Bey geçmiştir. Balıkesir’de bulunan Demirhan Bey hükümdarlığı döneminde halka karşı zulüm derecesine varan kötü davranışlar sergilemiştir.

 

Bu dönemde kente gelen Seyyah İbn-i Batuta, Demirhan Bey’in kimseye faydası olmayan biri olduğunu söylemiştir. Batuta, seyahatnamesinde kenti; kalabalık nüfuslu, geniş yolları olan, renkli ve güzel çarşılı bir şehir olarak betimlemiştir.[14] Ayrıca burada bir cami bulunmadığından ve halkın Cuma namazlarını açık alanda namazgâhta kıldığından bahsetmiştir.

 

Demirhan Bey’den şikâyetçi olan halk ve beyliğin ileri gelenleri, Bursa’daki Dursun Bey’i kente davet etmişlerdir.1345 yılında Orhan Gazi ile şehre gelen Dursun Bey, geleceğini haber alıp Bergama Kalesi’ne sığınan ağabeyi Demirhan tarafından öldürülmüştür. Bu duruma çok üzülen Orhan Gazi, halkın ileri gelenlerinin isteği üzerine Karesi Beyliği topraklarının büyük kısmını Osmanlı’ya katmıştır.[15]  Karesi Beyliği bir süre daha Kazdağları Bölgesi’nde 1.Sultan Murat dönemine kadar devam etmiştir. Orhan Gazi, Karesi’yi merkeze bağlı sancak haline getirip oğlu Şehzade Süleyman’ı buraya Sancakbeyi olarak tayin etmiştir.

 

Kuruluş aşamasındaki Osmanlı Devleti, Karesi Beyliği’nin askeri varlığının yanı sıra, özellikle tecrübeli donanmasıyla gücüne güç katmıştır. Ayrıca; Evrenos, Hacı İlbey,  Ece Halil ve Gazi Fazıl Beyler’le değerli komutanlar da kazanmışlardır. Tüm bu gelişmeler sonucu Rumeli’de Çimpe Kalesi, Tekirdağ, Çorlu ve Gelibolu tarafları alınmıştır. Ele geçirilen bu yerlerde emniyeti tesis edip, bölgenin Tükleşmesini ve İslamlaşmasını sağlamak için, genellikle Karesi’den gönderilen Türkler; Serez, Selanik, Drama, Kavala gibi çeşitli yerlere yerleştirilmişlerdir.

 

“Evlad-ı Fatihan" (Fatihlerin Çocukları-Nesli) adıyla anılan bu Türk nüfus -en azından hayatta kalanları- bu toprakların elden çıkması ve Yunanistan ile yapılan mübadeleye (nüfus değişimi) kadar bölgede kalmışlardır.[16]

 

1402 yılındaki Ankara Savaşı sonrası Timur’un Anadolu’dan çekilmesi ve Çelebi Mehmed’in hükümdar oluşuna kadar, yaşanan taht kavgaları ve Fetret Devri ülkeyi zor durumda bırakmıştır. Yükselme devrinde tekrar huzura kavuşan Karesi Beyliği güçlü donanmasıyla,  fethedilmesi Hz. Muhammed (sav) tarafından müjdelenen İstanbul’un 1453’te alınmasında önemli rol üstlenmiştir.

 

16. yüzyılın başlarında ortaya çıkan kıtlık ve ekonomik buhran, Anadolu genelinde olduğu gibi Karesi’de de etkili olmuştur. 1453-1504 arası yaşanan kıtlığın yanı sıra, büyük bir veba salgını sebebiyle büyük miktar nüfusun kırıldığı bilinmektedir. 1525 tarihinde vuku bulan çekirge istilalısı, bozulan ekonomi ve tüm bu dönemin sonucu olarak ortaya çıkan Celali İsyanları Anadolu ve Karesi genelinde sosyo-ekonomik yapıyı derinden sarsmıştır[17]. IV. Murat döneminde baş gösteren Cennet-oğlu isyanı sonrasında, İlyas Paşa, Kanlı-oğlu Halil Ağa ve Celali isyanları yıllarca Balıkesir ve çevresinde etkili olmuştur.

 

Beylik topraklarının Orhan Gazi tarafından ilhak edilip, oğul Şehzade Süleyman’ı kente şehzade olarak göndermesinden 1816’ya kadar geçen süreçte Karesi, Anadolu Eyaleti’ne bağlı sancak olarak kalmıştır. Anadolu Eyaleti’nin merkezi Kütahya olup, eyalet bu dönemde Hüdavendigar (Bursa), Saruhan (Manisa), Menteşe (Aydın), Ankara, Karahisar-ı Sahip (Afyon), Çankırı, Hamid (Isparta), Kastamonu, Bolu, Eskişehir ve Karesi sancaklarından oluşmakta idi.

 

1816’ya kadar Anadolu Eyaletine bağlı olan Karesi sancağı, 1841’de idari bakımdan Hüdavendigar Eyaleti’ne bağlamıştır. Hüdavendigar Eyaleti bu dönemde, Karesi de dâhil olmak üzere sekiz livadan oluşmaktaydı.

 

1841-1864 yılları arası yıllarda yapılan düzenlemeyle Karesi livası,  müstakil eyalet olan Hüdavendigar’ın sekiz livasından biri olmuştur.1864 yılına kadar mutasarrıflıkla idare edilen şehir, doğrudan merkeze yani Hüdavendigar’a bağlı idi.

 

1845 yılında kısa bir süre için Hüdavendigar’dan ayrılan Karesi, Aydın’dan ayrılan Manisa ile merkez Manisa olmak üzere birleşip,  ayrı bir vilayet olmuşsa da bu durum kısa sürmüştür. Daha sonra Karesi tekrar Hüdavendigar’a; Manisa da Aydın’a bağlanmıştır.[18]

 

1864 yılında çıkarılan ‘Teşkil-i Vilayet’ yasası ile eyaletler kaldırılıp “vilayet" sistemine geçilmiştir. Balıkesir bu dönemde sancak olarak Hüdavendigar vilayetine bağlanmıştır. Sonraki,  1881-1888 yılları arası dönemde yeni bir düzenlemeyle Hüdavendigar Vilayeti’nden ayrılan Karesi bu kez kendi başına vilayet olup bir Vali tarafından idare edilmeye başlanmıştır. Sekiz yıl kadar vilayet olan Karesi; 1808–1909 yılları arası Hüdavendigar’a bağlı sancak, 1909–1922 arası ise müstakil liva haline getirilmiştir.[19]

 

Osmanlı Devleti’nin son döneminde Balıkesir’de önemli olaylar meydana gelmiştir. Bunlardan birincisi Ahmet Vefik Paşa döneminde kentte göçebe halde çadırlarda yaşayan aşiretlerin iskana (yerleşim) tabi tutulması,[20] diğeri ise“93 Harbi" olarak bilinen 1877-1878 yılları arasındaki Osmanlı Rus Savaşıdır. Tüm Anadolu’dan olduğu gibi Karesi’den de çok sayıda kimse askere alınmış, bunlardan birçoğu da şehit düşmüştür.  Osmanlı Devleti savaşın yükünü kaldırabilmek için ağır vergiler koymuştur. Kaybedilen topraklardan ve zulümden kaçan binlerce Türk ise Karesi’ye gelerek yerleşmiştir.

 

Yüzyılın sonlarında, 28 Ocak 1898 günü gerçekleşen deprem oldukça şiddetli olmuş; hatta Çanakkale, Bursa ve İzmir’den de hissedilmiştir. Önce iki kez hafif şiddette meydana gelen depremler, halkın teyakkuzda (hazırlıklı) olmasını sağlayarak can kaybının artmasını önlemiştir. Fakat maddi kayıp çok daha büyük olmuştur.[21]

 

1914-1918 arası cereyan eden 1. Dünya Savaşı’na giren Osmanlı Devleti savaştan yenik çıkmış, İtilaf Devletleri ise bu durumu fırsat bilerek işgallere başlamışlardır. Düşman, İzmir’in işgalinin ardından Ayvalık’tan başlamak üzere, Balıkesir’e kadar ilerlemiştir.  Tüm bu gelişmeler sonucu Balıkesir ’de bugün Kuva-yı Milliye Müzesi’nde yer alan okuma salonu ve Alaca Mescid’de toplantılar düzenlenerek Milli Mücadele’nin ilk kıvılcımı burada çakılmıştır. Mustafa Kemal önderliğinde Yunan işgali durdurulmuş ve şehir 6 Eylül 1922’de düşman işgalinden kurtulmuştur.

 

Cumhuriyet’in ilanı sonrası 1926 ’da Meclis tarafından alınan, “hanedanlara ait vilayet isimlerinin kaldırılması" kararı gereğince Karesi ismi değiştirilerek,  yerine “Balıkesir" kullanılmaya başlanmıştır. Günümüze kadar il olarak gelen şehir, yaşanan tüm zorluklara rağmen, Osmanlı Devleti zamanında özellikle batı Anadolu’nun iskanında, İstanbul’un alınmasında; Kuvayı Milliye’nin kuruluşu ve Kurtuluş Savaşı’nda büyük önem taşıyıp; günümüzde ticaret ve ekonomisi ile Türkiye Cumhuriyeti için önde gelen şehirlerden biri olmayı sürdürmektedir.

 

[1] Sevin, Veli, Anadolu Arkeolojisi, İstanbul, 2003, s.102.

[2] Aktüre, Sevgi, Anadolu Bronz Çağı Kentleri, İstanbul, 1994, s.111.

[3] Sevin, Veli, Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası 1 , Ankara, 1999,  s.119.

[4] Uzunçarşılı, İ. Hakkı, Karesi Vilayeti Tarihçesi  (2. Baskı), (Yayına Hazırlayan: Abdülmecit Mutaf), Zağnos Eğitim ve Kültür Vakfı Yayın No: 7, Balıkesir, 2000, s.5.

[5] Akurgal, Ekrem, Anadolu Uygarlıkları, İstanbul, 2000, s.202.

[6] Williams, Frederic, Ege Medeniyetleri Tarihi, (Çev. M. Kalaycıoğlu), İstanbul, 1993, s.48–49.

[7] Sevin, Veli, Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası 1, Ankara, 1999, s.44–45.

[8] Sevin, Veli, Anadolu Arkeolojisi, İstanbul, 2003, s.50.

[9] Tunay, Ahmet Semih, Genel Nümizmatik Sözlüğü, İstanbul, 2001, s.39.

[10] Karesi Salnamesi,  Hicri 1305, s.65

[11]Akkuş, Tacettin, Tanzimat Başlarında Balıkesir Kazası (1840-1845),  Zağnos Eğitim ve Kültür Vakfı Yayın No: 8, Balıkesir, 2001, s.6

[12] Uzunçarşılı, İ.Hakkı,  Karesi Vilayeti Tarihçesi  (2. Baskı), s.72–73.

[13]Mutaf, Abdülmecit, Salnamelerde Karesi Sancağı, Balıkesir, 1997, s.4

[14] İbn Batuta; İbn Batuta Seyahatnamesi’nden Seçmeler, Hazırlayan: İ. Parmaksızoğlu, İstanbul, 1971,  s.41–42.

[15] Uzunçarşılı, İ. Hakkı,  Anadolu Beylikleri,  Cilt II, Ankara, 1984, s.96 vd.

[16] Mutaf, Abdülmecit,  Salnameler’e Göre Karesi (1847-1922), Balıkesir Zağnos Kültür ve Eğitim Vakfı Yayın No:9, Balıkesir, 2003, s.7-8

[17]Ülker, Necmi,  “Osmanlı Döneminde Balıkesir Tarihi ve Nüfus Hareketleri, Bitekkent Balıkesir, YKY, İsatanbul, 2003,  s. 75

[18]Mutaf, Abdülmecit,  Salnameler’e Göre Karesi (1847-1922), , s.125

[19] Uzunçarşılı, İ. Hakkı,  Anadolu Beylikleri, s.125-126 vd.

[20]Akpınarlı, Kerim Kâni, Balıkesir Şehir ve Belediye Tarihi, Balıkesir Belediyesi Kent Arşivi Yayınları No:1, Balıkesir, 2009, s.140

[21]Yazıcı, Nesimi, Ocak 1898 Depremi ve Sonrası, Ankara, 2003, s. 73

 

BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ TARİHÇESİ

 

Osmanlı Devleti döneminde bugün belediyecilik hizmeti olarak nitelendirdiğimiz temizlik, su, vakıflar, imar gibi işlerin büyük kısmı, başta Kadı olmak üzere, İhtisap Ağası, Subaşı gibi yerel yöneticiler tarafından yerine getirilmekteydi.

 

Ülkemizde ilk belediyecik hizmeti, 17. Yüzyılda İstanbul’da uygulanılmaya başlanmıştır. "İhtisap Ağalığı" denilen teşkilat, 1855 yılında yerini Şehireminliği’ne bırakmıştır. Çeşitli dairelerden oluşan Şehireminliği, kentte yerel belde hizmetlerini yürütmekte idi. [1]

 

Osmanlı döneminde, taşrada belediyecilik alanındaki düzenlemelerin öncüsü, 1864 Vilayetler Nizamnamesi’dir. İl reformunun bir ön uygulaması niteliğindeki düzenleme, aynı zamanda modern belediye anlayışını taşrada inşa edecek düzenlemelerin de öncüsüdür. [2]

 

Gerek belediye arşivi, gerekse özel belgelerden Balıkesir Belediyesi’nin de ilk kuruluşunun bu tarihe dayandığı görülmektedir. [3]

 

Bugünkü Ali Hikmet Paşa Meydanında bulunan ve tek odalı olduğu anlaşılan ilk Belediye hizmet binasından belde hizmetleri veriliyordu.  Daha sonra bu bina Necip Ali Bey zamanında üç katlı olarak yeniden inşa edilmiştir.[4]

 

Resmi kayıtlara göre, Balıkesir Belediyesi’nin ilk reisi Deratam Efendi’dir. Ancak Kerim Kâni Akpınarlı tarafından yazılan "Balıkesir Şehir ve Belediye Tarihi" adlı kitapta Deratam Efendi’den önce dört belediye reisinin daha olduğu belirtilmektedir. Söz konusu esere göre, Giridioğlu Ali Bey zamanında, dar bir kadro ve sınırlı bir bütçe ile başlayan hizmetler, Sultan II. Abdülhamit döneminde büyük bir gelişme katetmiştir. Giridioğlu Ali Bey’den sonra sırasıyla; Hacı Edhem Ağa, Ahmed Ağa, Mehmed Ali Rahmi Efendi’ler Balıkesir Belediye Başkanlığı görevini icra etmişlerdir. Bu dönemlerde Belediye tarafından köprü, yol gibi çalışmalara ek olarak şehrin aydınlatılması, ilk eczanenin ve ilk hastanenin açılışı gibi hizmetler, belediyecilik açısından öne çıkan belli başlı çalışmalardır.

 

Balıkesir Belediyesi, kuruluşunun ardından, 1898 depremi, Kurtuluş Savaşı, 1950 çarşı yangını gibi olumsuzluklara rağmen planlı teşkilatlanmasını sürdürerek,  ülkemizin önde gelen yerel yönetimlerinden biri haline gelmiştir.

 

Resmi Gazete’de, 6 Aralık 2012 tarihinde yayınlanan, 6360 sayılı kanunla Balıkesir Belediyesi, "Büyükşehir" vasfını kazanmıştır. Kısa sürede  yeni yapılanmasını tamamlayan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, günümüzde, insan odaklı çağdaş yönetim anlayışıyla, kent sakinlerine kesintisiz hizmet vermeye devam etmektedir.

 

Kuruluşundan Bugüne Balıkesir Belediye Başkanları

 

  1. Giridioğlu Ali Bey 1280 - 1289
  2. Hacı Edhem Ağa 05.1289 - 03.10.1289
  3. Ahmed Ağa 11.1289 - 01.04.1290
  4. Hacı Edhem Ağa 05.1290 - 30.05.1290
  5. Mehmed Ali Rahmi Efendi 05.1290 - 20.04.1294
  6. Deretham Efendi 1294 - 1297
  7. Ahmed Efendi 02.1297 - 30.01.1300
  8. Ömer Efendi 01.1300 - 30.08.1301
  9. Necip Ali Bey 09.1301 - 31.03.1316
  10. Sacid Efendi 04.1316 - 30.06.1316
  11. Necip Ali Bey 07.1316 - 31.03.1320
  12. Kasapoğlu Hafız Hüseyin Efendi 04.1320 - 30.08.1321
  13. İbrahim Ethem Efendi 09.1321 - 31.04.1323
  14. Zarplıoğlu Nuri Bey 05.1323 - 31.03.1324
  15. Şükrü Yırcalı   02.1332 - 29.02.1332
  16. Şerafettin Bey   03.1332 - 02.04.1332
  17. Nuh Bey 04.1332 - 19.04.1332
  18. Muhiddin Bey 04.1332 - 04.05.1332
  19. Hulisi Zarplı   03.1334 - 31.05.1334
  20. Ali Rıza Efendi   06.1334 - 30.10.1334
  21. Hafız Mehmet Emin Efendi-Keçeci   11.1334 - 31.06.1336
  22. Hacı Kamil Efendi (Kaptanoğlu)   07.1336 - 30.08.1336
  23. Mehmet Efendi (Bozok)   09.1336 - 30.09.1336
  24. Cemil Efendi (Abdüsselamoğlu)   10.1336 - 19.12.1336
  25. Mehmet Efendi (Bozok)   12.1336 - 15.01.1337
  26. Muhiddin Bey   01.1337 - 11.06.1337
  27. Hakkı Efendi (Hattatoğlu)   06.1337 - 30.09.1337
  28. Hayrettin Bey (Karan) 01.10.1922 - 29.02.1925
  29. İsmail Naci Kodanaz   09.1925 - 31.12.1934
  30. Salim Gündoğan   01.1935 - 28.09.1936
  31. İsmail Naci Kodanaz   09.1936 - 04.11.1942
  32. Ferit Tüzel   11.1942 - 05.02.1944
  33. İsmail Hakkı Varnalı   02.1944 - 31.05.1946
  34. Muammer Yasa   01.06.1946 - 30.03.1950
  35. Vasıf Ispartalı 04.1950 - 05.09.1950
  36. Tevfik Yoldemir 09.1950 - 19.12.1951
  37. Faik Ocak 01.1952 - 30.09.1957
  38. Enver Durmaz 10.01.1958 - 11.05.1960
  39. Şemsi İlter 01.06.1960 - 20.06.1960
  40. Said Koçak 06.1960 - 01.10.1960
  41. Amiral Zahid Kırağlı 10.1960 - 17.11.1963
  42. Hüseyin Baştuz 11.1963 - 08.12.1973
  43. Kaya Avni Sağlıkçı 12.1973 - 11.09.1980
  44. Orhan Bayraktar 12.09.1980 - 14.12.1980
  45. Alb. Süleyman Aksoy 15.12.1980 - 29.03.1984
  46. Ziyaettin Tan 03.1984 - 30.03.1989
  47. Sami Gökdeniz 31.03.1989 - 27.04.1999
  48. Ziyaettin Tan 04.1999 - 01.04.2004
  49. Sabri Uğur 04.2004 - 03.04.2009
  50. İsmail Ok 03.04.2009 - 30.03.2014
  51. Ahmet Edip Uğur 03.2014 - 30.10.2017  
  52. Zekai Kafaoğlu 10.2017 - 31.03.2019
  53. Yücel Yılmaz   03.2019 -

 

 

[1]Eryılmaz, Bilal. "Türk Belediyeciliğinde Demokrasi Geleneği", Türkler, C. 13, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002, s. 732.

[2]Ortaylı, İlber. Tanzimat Döneminde Osmanlı Mahalli İdareleri (1840-1880),  Ankara,2000, s.61, TTK Basımevi.

[3]İskender, Betül. Mahalli İdarelerin Kuruluş Sürecinde Balıkesir Belediyesi (1864-1922), Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bil. Ens. Tarih Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir, 2009, s.42.

[4]Akpınarlı, Kerim Kâni. Balıkesir Şehir ve Belediye Tarihi, Balıkesir Belediyesi Kent Arşivi Yayınları NO:1, Balıkesir, 2009,  s.119.